Kişisel Gelişim Kitaplarını Bırakın! İşte gelişmenin yolları!

Her badire atlatan ya da yaşadıklarını badire olarak adlandırıp atlattığını düşünen kişi maalesef klavye başına geçiyor ve hemencik bir kişisel gelişim kitabı yazıveriyor. Kimi zaman da çalıntı cümlelerle yazılan bu kitaplar sizlere sizin de bildiğiniz ve zaten yapamadığınız şeyleri söylemekten öteye gidemiyor. Eee, sizin farkınız ne o zaman? Evrenin sırrını mı paylaşacaksınız? diyenler varsa, sizlere elbette ki bilmediğiniz bir şey söylemeyeceğiz. Ancak ipuçlarını takip ederseniz bilmediklerinizi kendiniz bulacaksınız..

Kişisel Gelişim İçin Neler Yapabiliriz?

Kişisel gelişim ne yaptıklarınızda ne de yapacaklarınızda başlamayacak, sizde başlayacak. O yüzden siz kendinizi dinleyip değiştirmedikte yaptıklarınız çok da önemli değil. En önemli algılardan biri bu durumda benlik bilincidir. Kendinizi akıntıya kapılıp giden biri olarak değil hayatta bir yeri olan, yaptıkları ile başkalarını ve hayatın gidişini etkileyen bir birey olarak görün. Kahvaltıda ne yemeyi seçtiğiniz bile aslında evrende bir şeyleri harekete geçiriyor olabilir..

Hazır ne yediğinizden bahsetmişken, gerçekten de ne yerseniz o’sunuzdur. Sizin herhangi bir öğün olarak gördüğünüz beslenme alışkanlığınız vücudunuzda çok değişik anlamlara karşılık gelir.  O yüzden vücudunuza KENDİNİZ İÇİN ihtiyacı olanları tespit edin ve verin.

Yaşanacakların belirsizliğinden midir yoksa drama sevdiğimizden mi bilinmez, hepimiz geçmişe odaklı yaşamayı biliyoruz. Sanki başka bir yolu yokmuş gibi davranırız bu konuda. Geçmişe baktığımızda da hep bir pişmanlık, öfke ve hüzünle karşılaşırız. Oysa biz geçmişin umrunda bile değiliz… Geçmiş geçeli çok oldu. Geri dönüp o sözleri söyleyemez, o insana sarılamaz, o şehre gitmemiş sayamazsınız kendinizi. O yüzden geçmişi bırakın ki pişmanlıklarınızın yüküyle ağrımasın omuzlarınız.

Hatalar yapıyoruz, yaşamamamız gereken şeylere maruz kalıyoruz, canımız belki de çok yanıyor bunlar yüzünden. Yerin yedi kat dibini gördüğümüz de oluyor ama bir şekilde yüzeye ulaşıyoruz ya da çıktık sanıyoruz. Oysa ki tek yaptığımız olduğumuz yerde debelenmek. Bunların hiçbirine gerek yok. Bir psikolog ya da psikiyatristten destek almaktan çekinmeyin. Siz dertlerinizin uzmanıysanız onlar da ruhların uzmanı, size uygun ilaç ya da terapilerle sorunu halledeceklerdir.

Hiçbir probleminizi küçük görmeyin ama gözünüzde çok da büyütmeyin. Acınızı mutlaka yaşayın ama kendinizi durduracak gücünüz olduğunu da unutmayın. Ruhunuza iyi gelen şeyler, sevdiğiniz şeyleri yapmaktan geçer. Hayat zaten bize birçok şeyi dayatırken biraz da kendi istedikleriniz olsun etrafta. Kitap, müzik, resim, yazmak.. Sizin iyi geleniniz neyse onu seçin ve ilerleyin.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.